Herkes bir arayış içinde/CAN DÜNDAR


@font-face { font-family: “Times New Roman”; }@font-face { font-family: “Palatino”; }p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal { margin: 0in 0in 0.0001pt; font-size: 12pt; font-family: “Times New Roman”; }table.MsoNormalTable { font-size: 10pt; font-family: “Times New Roman”; }div.Section1 { pHerkes bir arayış içinde, ama hiç kimse ne aradığını bilmiyor.

Sanıyoruz ki çok paramız, sürekli yükselen bir kariyerimiz, bahçeli bir evimiz, spor bir arabamız olunca biz de çok mutlu olacağız.

Hadi maddeciliği bir kenara bırakalım; niye herkes aşktan şikayetçi?

Çevremizde kaç kişinin aşk hayatı iyi gidiyor? Eminim parmakla sayılacak kadar azdır. Ve eminim hiç kimse yanlışın nerede olduğunu da bulamıyordur.

Ben ten uyuşması kadar ruh uyuşmasının önemine inanırım. Hatta insanların eş ruhlarının olduğuna bile inanırım. Ama ruhları olmayan bedenler birbirleriyle ne kadar uyuşabilir ki? Evet, önce göz görür fakat ancak ruh sever. Ayrıca ruhumuz olmadan eş ruhumuzu bulmak gibi bir şansımız olmadığına da eminim… İşte bu yüzden içimiz de sürekli bir eksiklik duygusuyla yaşıyoruz hepimiz, işte bu yüzden sürekli duvarlara çarpıp çarpıp kendimizi kanatıyoruz ve işte bu yüzden mutluluğu bir türlü yakalayamıyoruz…

Gerçekte hız çağında yaşıyoruz. Her şey o kadar hızlı geçiyor ki, ne işe, ne arkadaşlarımıza, ne ailemize, ne çocuğumuza, ne kendimize yeterince vaktimiz kalmıyor. Akrep ve yelkovanla yarış halindeyiz. Bu yüzden bütün ilişkiler yarım yamalak, bütün sevgiler bölük pörçük.


Sevmeye bile vaktimiz yok bizim.

Oysa teknolojinin nimetlerinden fazlasıyla yararlanıyoruz. Ne çamaşır yıkıyoruz ne de bulaşık, çayımızı kahvemizi makineler yapıyor.

İşlerimizi bir telefon, bir faksla hallediyoruz. Uçaklar bizi iki saat içinde dünyanın bir ucuna taşıyor. Hatta artık gitmeye bile gerek yok, internetle dünya elimizin altında. Ama yine de vaktimiz yok işte!

Bence doğanın kara bir laneti. Biz ondan uzaklaştıkça, o da bizden bütün zamanları çalıyor.

Milan Kundera “yavaşlık” adlı kitabında; “yavaşlık hep aldatır,hızlılık ise unutturur” diyor. Telefon hızlılık mesela, konuşulanları,söylenenleri unutturur. Mektupsa yavaşlık, hep vardır ve hep hatırlatır. Evet freni patlamış kamyon gibi yaşamanın hiç anlamı yok.

Ayağımızı gazdan yavaş yavaş çekelim ve biraz mola verip ruhumuzun da bize yetişmesini bekleyelim artık.

Aceleye ne gerek var?

Hayat yalnız biz izin verdiğimiz gibi geçer. İyi ya da kötü hızlı ya da yavaş

Her şey bizim elimizde, sevgi de, aşk da, başarı da. Ama ancak kendi ruhumuzla buluştuğumuzda…

CAN DÜNDAR



Hupiiiii

Selin bir şekilde tarif etti ve siteye giriş yaptım. Ama blogları halen göremiyorum. Reader araçılığı ile okuyabiliyorum.Neyse bunada sükür.Wordpress beni pek açmadı ve onu kullanmıyacağız galiba.

Ankara’ da epey bir kar yağdı ama İstanbul için bunu pek söyleyemiyecem.Yani sadece yüksek yerlerde varmış. Üsküdar ve Beşiktaş da pek bir şey göremedim.Neyse ki bu yıl kara dokunduk buda bir gelişme. Bugun size bir şey yayınlamıyacam Bloğuma yazı yazmağı çok özlemişim.

Bu arada Strabucks kafelerde tall boy kahve ücretsiz.40. yıllarını kutluyorlarmış.Daha detaylı bilgi için sitesine girip bakabilirsiniz.Bu soğuk kış gününde sıcak ve ücretsiz bir içecek güzel gitmez mi 😀

İş yerim parka bakıyor.Ağaçlar, kuşlar … doğal bir manzara yani.
Bildiğimiz kuş cıvıltılarından farklı bir ses tonu ile dışarı ağaçların dallarına bakarken 2 papağan türü dallarda oynuyor. Çağırdım ama gelmediler 😦 Kim bilir nereden kaçtılar.
Bende daldan dala atlıyorum ama ne yapayım …

Dün Ece Aymer’ in programı vardı. Ay ne güzel şeyler yaptılar insanın içi gidiyor. Mühir usta diye marangozları var. Çoğu tahtaların şekillendirmesini Dekupaj makinesi ile o yapıyormuş hatta örnek gösterdiler. İnşallah emekli olduğumda bende bir dekupa makinesi alıp bu tür şeyler yaparım. Ama ben emekli olana kadar kim bilir ne dekupaj makineleri yer alır.

Neyse benden bu kadar. Güzel bir gün geçirmeniz dileklerimle.

Sevgiyle kalın
ASD